0224 711 21 04

Osmanlı’nın kozası Bursa

Kocaman bir dağı arkasına almış, eteğini yeşilliklerle doldurmuş Bursa. Binlerce yıl birçok medeniyeti misafir etmiş, ağırlamış. Öyle güzel ağırlamış ki, bir gelen bir daha gelmiş. Devasa hanları sıcacık hamamlarıyla Bursa, tarihiyle de sizi kucaklıyor
Başınızı bir yana çeviriyorsunuz hanlar, hamamlar, çarşılar; diğer yana çeviriyorsunuz camiler, medreseler, türbeler… Dağın eteklerine kurulmuş küçük bir Osmanlı adeta. Roma’dan Bizans’a ardından da Osmanlı’ya uzanan bir serüven. Bursa bize Osmanlı’nın en yeşil mirası. Sabah İl Buluşmaları’nın en yeşil durağındayız. Türkiye’nin en kalabalık dördüncü ili olmasına rağmen insan kalabalığı göremiyorsunuz. Tarihi yapılarıyla bir arada, derli toplu ve aynı zamanda nefes alan bir şehir. Gezilip görülecek o kadar çok yer var ki. İki güne sığmadı elbette Bursa’yı keşfetmek. Ama şehrin en göz alıcı yerlerini Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile birlikte yakından görme şansımız oldu. Gemlik üzerindeki ufak kahvaltı molasından sonra Gölyazı Köyü’ndeyiz. Uluabat Gölü üzerinde tatlı bir ada. Aslında yarımada demek daha doğru; çünkü incecik bir köprüyle de olsa şehre tutunuyor.

YEMEK KOKULARINI TAKİP EDİN
Eskiden Apollon Krallığı’nın başkenti olması nedeniyle Gölyazı Köyü’nün diğer adı Apolyont. 10 dakikada bütün köyü turlayabiliyorsunuz. Köyün ortasında kocaman bir çınar ağacı… Ağacın yanında kare şeklinde küçük bir mermer… Mermerin üzerinde koyu kırmızı renginde birkaç damla var. Anlatılanlara göre, ağacın üzerindeki damlalar, Rumların ve Türklerin bir arada yaşadığı bir dönemde aşık iki gencin hikayesini anlatıyor. Türk genci Mehmet ile Rum kızı Eleni, iki millet arasındaki düşmanlık sonucu hayatlarını kaybediyorlar. Çınar, bu olaydan sonra ağlamaya başlıyor. Kentin çarşılarını arşınlıyoruz. İlk durak Kayhan Çarşısı. Dar sokaklarında yavaş yavaş ilerlerken burnunuza tereyağı kokusu geliyor. Burada Bursa’nın meşhur pideli köftesiyle tanışıyoruz. İskendere benzese de üzerinde köfteler var. Pideli köfte için fakirin iskenderi deniyor. Bunun için Kayhan Çarşısı’nın yolunu tutmanız yeterli. Gelmişken demirci ve bıçakçıları da ziyaret edebilirsiniz. Şehrin en büyük müzesi Bursa Kent Müzesi. Burada Anadolu ve Osmanlı kültürünün oluşumuna tanıklık ediyorsunuz. Müzenin bodrum katındaki Tarihi Esnaf Sokağı’nı gezin. Zemin katta ise Bursa tarihi anlatılıyor. Bursa kent merkezine 25 km mesafedeki Aktopraklık Höyük ise açık hava müzesi gibi. Burası Avrupa’nın en büyük tarih öncesi park unvanına da sahip. Bölgedeki Arkeopark ise muhteşem bir turistik mekan. Bir diğer ilginç müze de Bursa Bıçak Müzesi. 150 adet bıçak sergileniyor. Türk kılıcı özellikleri taşıyan bazı bıçaklar Bursa’ya özgü. Dönemin ünlü bıçak ustalarından Remzi Sarıçetin, üzerine yazı yazdığı bir bıçağı 1922’de Mustafa Kemal Atatürk’e armağan etmiş. Bu bıçak, müzedeki bütün bıçakların öncüsü gibi.

BEMBEYAZ KOZALAR RENGARENK ŞALLAR
Şehirde, Bursa ipeğinin yeniden dünya vitrinine çıkarılması için koza yetiştiriciliği ile ipek halı dokumacılığının yaygınlaştırılmasına yönelik önemli çalışmalar yapılıyor. Umurbey İpek Üretim ve Tasarım Merkezi bu çalışmalardan biri. İpeğin oluşumunu aşama aşama öğrendikten sonra burada sevimli bir deney yaptık. Büyük bir kazanın içindeki bembeyaz kozalar önce karıştırıldı. Ardından büyük bir fırçayla üstlerine vuruldu. Fırçanın ucuna takılan beyaz şeyler, ipeğin ta kendisiymiş meğer. İncecik bir ip fakat koparmak için ciddi bir kuvvet gerektiriyor. Burada, ipekle üretilmiş birçok şal, eşarp ve giysilerin olduğu sergiyi de gezebilirsiniz.

KEBAPTAN KESTANE ŞEKERİNE YEREL TATLAR
Atatürk Caddesi’ndeki Kebapçı İskender’e mutlaka uğrayın. Kestane şekeri almak için ise Kafkas’ı tercih edebilirsiniz. Bursa’da şeftaliyi, marketlerde aramak yanlış olur. Köy yolları üzerindeki satıcılardan en güzel şeftalileri satın alabilirsiniz. Fakirin iskenderi olarak anılan pideli köfteyi, Kayhan Çarşısı’ndaki Yeşil Pideli Köfte’de yiyebilirsiniz. Tadı muhteşem. Bir de kentin meşhur pidesi cantık var. En iyi adres Pidecioğlu. Kahvaltılık almak içinse rotanız Aksu Unlu Mamülleri olsun. Peynirle yapılan Bursa’ya özgü Kemalpaşa tatlısı da aklınızda bulunsun.

20 KUBBELİ ULU CAMİİ
Bursa denince akıllara ilk olarak Ulu Camii geliyor. Adı kadar ulu, devasa ve oldukça detaylı bir cami. Kapıdan içeri adım atar atmaz kafanızı yukarı kaldırıp tavana bakın. Detay derken ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bugüne kadar istilalar, depremler, yangınlar derken birçok badire atlatmış. Ama dördüncü Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid tarafından inşa edildiği günden beri (14 yy.) Bursa’nın en değerli simgelerinden biri olmayı başarmış. Niğbolu Zaferi’nden sonra inşa edilen caminin tatlı da bir hikayesi var. Anlatılanlara göre; Yıldırım Bayezid zafer sonrası şehre 20 cami yapılmasını istemiş. Sayının fazla gelmesi üzerine camiye 20 kubbe konulması kararlaştırılmış. Bu şans da işte dönemin en devasa camilerinden Ulu
Cami’ye nasip olmuş.

ZİYARET EDİLECEK YERİ ÇOK
¦ Yıldırım ilçesinde yer alan Emir Sultan Türbesi’ni mutlaka gezin. İstanbul’da Eyüp Sultan ne ise Bursa için Emir Sultan da o. ¦ II. Murad, şehrin açılması ve yayılması için, 1425’te Muradiye Külliyesi’ni yaptırıyor. Osmangazi ilçesindeki külliyede medrese, cami, hamam gibi birçok yapı bulunuyor. ¦ Osmanlı’nın ikinci padişahı Orhan Gazi’nin türbesi de Tophane semtinde. Görmeden geçmeyin. ¦ İnegöl ilçesinden 27 km mesafede yer alan Oylat Kaplıcaları’na uğrayabilirsiniz. Yıllardır yoğun bir turist akınında. Dev havuzların başında bulunan aslan heykellerinin ağzından şifalı su akıyor. ¦ Altıparmak semti, Bursa’nın en hareketli yerlerinden. Bursalılar alışverişini buradan yapıyor. ¦ Karagöz Müzesi’ni de ziyaret etmenizi öneririm. Meşhur Karagöz- Hacivat oyununun tarihçesini öğrenebilirsiniz. Karagöz, Hacivat ve Şeyh Küsteri’nin mezarları da yine Bursa’da yer alıyor

ŞEHRİN EN BÜYÜK HANI
Bursa’da han hamam kültürü oldukça geniş. Hepsi Osmanlı yapıları. Dönemin kervanları dinlenmek için hanlara uğrarlarmış. O dönemin otelleri diyebiliriz. Ortası meydan gibi açık, üst katı odalardan oluşan bu yapılar, günümüzde alışveriş yerleri olarak kullanılıyor. Uludağ’dan çıkan doğal sıcak sular Bursa’da hamam kültürünü başlatıyor. Kentin en büyük hanı ise Koza Han. Devasa bir kapısı var. Sanki biri kapının çevresinde halatı dolaya dolaya çevirmiş, iğneyle tutturmuş gibi. Muhteşem bir detaya sahip. Tarihi 15. yüzyıla dayanan hanın bulunduğu alan 2014’te UNESCO tarafından dünya mirası ilan edilmiş. Kapısının mavi çini detaylarına hayran kalmamak imkansız. Kapıdan girdiğinizde ise kendinizi tarihi dokusu, devasa sütunları ve etraftaki dükkanlarıyla bambaşka bir atmosferin içinde buluyorsunuz. Burası çarşının en işlek alışveriş yerlerinden biri. Kaşmir şallar, ipek el dokuma özel ürünler burada satılıyor.
KAYNAK: SABAH GAZETESİ / ZEYNEP ACAR

Paylaş: