0224 711 21 04

Osmanlı’da Kadir Gecesi

Sultan II. Abdülhamid dönemi kandil gecelerinde davetliler resmi üniformalarını giymiş olarak saraya gelirler, mevlid başlamadan önce Padişah ve Serasker Paşa tarafından rütbe ve protokole göre kabul edilirlerdi

İlk dönemlerde, camilerde Kur’an okunarak kutlanan “Kadir Gecesi”, Osmanlılar zamanında da çok canlı olarak kutlanmıştır. Bilindiği üzere bu gece, Ramazan ayının 27. Gecesi olup, Hz. Muhammed (A.S)a, Kur’an-ı Kerim’in inişinin yıldönümüdür. İslam alemi için son derece önem taşıyan bu bereketli gece, Osmanlı sarayında ve İstanbul’da diğer kandil günlerinde olduğu gibi “Mevlid-i Şerif” ve “Kur’an-ı Kerim” okunarak geçirilir, birçok kişi padişah tarafından saraya davet edilirdi.
Sultan II. Abdülhamid dönemi kandil gecelerinde bu davetliler resmi üniformalarını giymiş olarak saraya gelirler, mevlid başlamadan önce Padişah ve Serasker Paşa tarafından rütbe ve protokole göre kabul edilirlerdi. Daha sonra mevlidi icra edecek olan Hamidiye Camii baş imamı ve Mızıka-i Hümayun’un müezzinleri yerlerini alırlardı. Padişahın “oturunuz” emriyle kendileri için hazırlanan minderlere oturan misafirlere mevlid sırasında gülsuyu ve akide şekeri ikram edilirdi.

Mevlid bitince Padişah başta olmak üzere tebriklerini sunan davetliler, süslü sepet ve kutulardaki Hacı Bekir şekerlemeleri ile uğurlanırlardı. Saray erkanı ile yapılan tebrikleşmenin ardından sona eren kandil gecesi ibadet ve dua ile geçirilirdi. Ayrıca bu münasebetle diğer mübarek gecelerde olduğu gibi “Kandil Alayı” tertip edilirdi. Ramazan’ın 27. Gecesi olan “Kadir Gecesi Alayı” pek ihtişamlı olurdu. O gece İstanbul camilerinin minareleri, mahyalarda kandillerden bahseden ayetlerle süslenirdi. II. Mahmud devrinden beri süregelen bir adet olarak evlere, dükkanlara ve yollara aydınlatma için fenerler asılır ve beş pare top atılırdı. Kadir gecesi günü iftardan sonra teravih namazını kılmak için camiiye giden padişah yol boyunca Cuma selamlıklarında olduğu gibi “Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah var” nidalarıyla alkışlanırdı. Padişahı görmek ve şeker almak için toplanan halk da askerle birlikle muazzam bir kalabalık oluştururdu.
“LEYLE-İ CELİLE-İ KADR ALAY-I VALASI”
İşte bu alaylardan biri, Hicri 27 Ramazan 1323, Miladi 24 Kasım 1905 yılında İkdam Gazetesi’nden “Leyle-i Celile-i Kadr Alay-ı Valası” başlığıyla şöyle aktarılmaktaydı: “II. Abdülhamid, yanlarında Şehzade Burhaneddin Efendi ve Serasker Rıza Paşa olduğu halde saat bir buçuk sıralarında Hamidiye Camii’ne gitmiştir. Namazadan sonra Hamidiye Camii kürsüsü şeyhi Şerif Efendi tarafından beliğ bir vaaz verilmiş ve dua edilmiştir. Padişahımız saat üç civarında kalkarak sarayına dönmüş, bu sırada yol boyunca tazim ve ihtiramla dizili askeri kıtalardan yükselen “Padişahım çok yaşa” sesleri ortalığı inletmiştir. Leyle-i Kadr münasebetiyle Yıldız Sarayı ve Hamidiye Camii pişgahındaki saat kulesi ve başkentin her tarafı kandillerle aydınlatılmış, Camiiler inananlarca dolup taşmıştır. Kadir gecesi münasebetiyle padişahımız askerlerine ihsan ve hediye olarak şeker, çay, bisküvi ve sigara dağıtılmasını emretmiştir.
Kadir gecesi için Beşiktaş Sarayı sahilinde bulunan Ertuğrul, İstanbul, Aynalıkavak vapurları ve diğer gemilerle Galata Yangın Kulesi kandillerle aydınlatılarak, fakir fukaraya atiyyeler, sadakalar dağıtılmış, Hazine-i Celil-i Evkaf-ı Hümayun tarafından dün akşam Beşiktaş’ta Sinanpaşa Camii’nde ve Yıldız Sarayı’nda iftar sofraları kurulmuştur. Ayrıca hırka-i şerif ve hilye-i şerifler feth ve küşad olunarak hazır bulunanlara gösterilmiştir.” Bilgilerini veren gazete, bizlere Osmanlı döneminde Kadir gecesinin nasıl bir bayram havasında şenlikle idrak edildiğini en güzel şekilde tasvir etmektedir.

Kaynaklar:

Nigar Ayyıldız, Saray Merasimleri, İstanbul,2008.

İkdam Gazetesi: Nr: 4118.

Paylaş: