0224 711 21 04

Kudüs’teki Kanuni Sultan Süleyman Bürkeleri

400 yıl boyunca Osmanlı yönetimi altında kalan Kudüs, Kanuni Sultan Süleyman zamanında muazzam bir imar kalkınmasına tanık olmuştur.

Sultan Süleyman nezdinde Kudüs’ün daima özel bir yeri olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1534 yılında Kudüs’ü çevreleyen 4200 metre uzunluğunda bir sur inşa edilmiştir. Bu sur, felaket ve afet zamanlarında şehri korumak ve savunmak amacıyla 600 metre uzatılmıştır. Yine özel olarak Kudüs’te ve genel olarak çevresindeki Filistin bölgelerinde bir imar hamlesi başlatmıştır. Bunların en önemlisi, saldırı durumlarında şehri ve halkını korumak amacıyla tahkimatlar kurulması ve şehri güzelleştirmeye yönelik hamleler olmuştur. Kudüs’ün kuşatma altında kalması halinde şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen büyük su toplama yerleri de böyledir.

Kanuni Sultan Süleyman Bürkeleri, üç su toplama havuzundan oluşur ve Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman tarafından, bugün işgal altındaki Filistin’de yer alan Beyt Lahim şehrinin güneyinde, Hicri 943 yılında inşa edilmiştir.

Süleyman Bürkeleri: Beyt Lahim şehrinin güneyinde yer alır. Üç büyük su toplama havuzundan oluşur. Aralarındaki mesafe 42 ilâ 49 metredir.

İlk bürkenin uzunluğu 116 metre, genişliği aşağıdan 71 metre, yukarıdan 70 metredir. Derinliği ise 8 metredir. En büyük kısmı kaya içerisine oyulmuştur ve sonra diğer kısımları inşa edilmiştir.

İkinci bürkenin yukarıdan seviyesi 6 metreye inmektedir. Uzunluğu 129 metredir.

Genişliği yukarıdan 50 metre, aşağıdan ise 76 metredir. Derinliği de 12 metredir.

Kuzeydoğu köşesinde Salih pınarına bağlanan bir su kanalı bulunur.

Tümüyle kaya içine oyulmuştur.

Üçüncüsü ise 177 metre uzunluğundadır. Yüzey seviyesi ikinci bürkeden 6 metre aşağıdadır.

Bu bürkelerin kanalları başka bürkelere bağlanır. Örneğin, el-Halil şehri yakınında, 73 metre uzunluğundaki el-Urub Bürkesi ve 74 metre uzunluğundaki Bintu’s Sultan Bürkesi gibi. Süleyman bürkelerine, el-Firdevs Dağları’na yakın Artas kaynak suları ulaşır. Süleyman bürkelerinin suları ise bir grup kaynaktan da beslenen iki kanalla Kudüs’e taşınır.

Bürkelerin inşasında kullanılan mühendislik, su havuzları açısından son derece dikkat çekici bir kazı ve inşa süreci ile tamamlanmıştır. Özellikle bürkelerin su kanalları ile bağlantısı ve Kudüs’e kadar kilometrelerce uzunlukta bir mesafeye ulaştırılmasında izlenen yöntem müthiştir.

Bürkeler yaklaşık 160.000 metrekare su kapasitesine sahiptir. Çevre bölgelerde, bu bürkelere akan üç su kaynağı bulunmaktadır.

Bu su havuzlarının suyu, geçmişte Beyt Lahim ve Kudüs şehirlerinin en önemli su kaynakları kabul edilmiştir.

Bugün ise bu bürkeler kurumuştur ve çoğu zaman işgal güçlerinin ziyarete izin verdiği zaman dilimlerinde, bölge sakinlerinin ve turistlerin uğrak yerlerinden biri olan tarihi ve turistik bir bölge sayılmaktadır.

Nitekim bu eserler, öncelikle Filistin’in kimliğini, medeniyet açısından İslam Ümmeti’ne bağlılığını ve tüm İslam Ümmeti’nin bütünsel kimliğinin bir parçası olduğunu yansıtmaktadır. Bu kültürel eserler, Filistin’in İslam Ümmeti’nin varlığının temel bir uzvu olduğunu ve öyle kalacağını ifade eden mükemmel bir görüntünün ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir.

Bu tarihi eserlerin açık göstergelerinden biri de şudur; Osmanlı Devleti, özel olarak Kudüs’teki, genel olarak Filistin topraklarındaki İslami varlığı güçlendirmeye, bu toprakların sahip olduğu ehemmiyete olan inancından hareketle büyük bir titizlik göstermiştir.

Paylaş:

Etiketler: